Din, insanoğlunun ortak kültürünü temsil eder. İbadetleri farklı da olsa insanlar bir dine inana gelmiştir. Şehir insanoğlunun ortak mekânını temsil eder. İsimleri farklı da olsa insanlar bir şehirde yaşaya gelmiştir. Gönül, insanların ortak yönünü temsil eder. Hissettikleri farklı da olsa insanlar bir gönülle halleşegelmiştir.
İslâm kültür ve medeniyeti açısından meseleye bakılırsa şu söylenebilir: dinin aydınlattığı gönüller ve gönül merkezli faaliyetlerle yaşanır hale gelen şehirler vardır.
Müslümanların yeni baştan kurdukları şehirler bir tarafa, fethettikleri şehirlerin tarihi dokusunu bozmadan onların en uygun bir şekilde yaşamasının yollarını aramışlardır. Çünkü ilim ve hikmet insanoğlunun ortak malı olduğu gibi mabedler başta olmak üzere tarihî yapılar da ortak mirastır. Korunması ve bir sonraki nesle aktarılması, onların incelemelerine sunulması gerekmektedir.
Medeniyetimizin Mekke, Medine gibi, Kahire, Kurtuba gibi, Şiraz, Şirvan gibi tarihî mekânlarından biri de Bursa’dır. Buhara ile Bosna’nın ortasında yer alan bu şehir yaklaşık yedi yüz senedir ilim, irfan ve sanatımızın akıl, fikir ve gönlümüzün yansımalarını taşımaktadır. Bu şehir için yazdığımız şiirler, şehrengizler var, bu şehir için yaptığımız çeşmeler, sebiller var. Bu şehir için inşa edilen mektepler, medreseler var, bu şehir için ihya edilen mescidler, tekkeler var. Bu şehirde ördüğümüz çoraplar, dokuduğumuz halılar var. Bu beldede beş yüz sene önce diktiğimiz çınarlar olduğu gibi altı yüz senedir aşkla, şevkle okuduğumuz Mevlid’ler, yedi yüz senedir ziyaret ettiğimiz türbeler var.
Bu şehirde yaşayan âlimleri, askerleri, yöneticileri, dervişleri, sanatkârları, âşıkları tek tek ele alıp tanıtan Baldırzâde Mehmed Efendi, İsmail Beliğ Efendi, Ahmed Ziyauddin Efendi, Mehmed Fahreddin Efendi, Gazzizâde Abdüllatif Efendi, Mehmed Raşid Efendi, Mehmed Tahir Efendi, Mehmed Şemseddin Efendi… gibi eli kalem tutan yazarlarımız var. İtiraf etmek gerekir ki onlar yazmasaydı biz de yazacak bir şey bulmakta çok zorlanacaktık.
Bu eserlerde tanıtılan binlerce şahsiyetin hepsi Bursalı değildir. Bir kısmı başka yerde doğmuş, bu şehirde vefat etmiştir. Bir kısmı bu şehirde dünyaya gelmiş, başka beldelerde Hakk’a yürümüştür. Bir bölümü de “teşehhüd” miktarı ilk Osmanlı başkentinde ikamet etmiş, denizle dağın, soğuk su ile sıcak suyun ortasında esen havasını teneffüs etmiştir.
Bu şehirde yaşayan ve şehrin kültürüne katkıda bulunan insanların bir kısmı “gönül sultanları” adını verdiğimiz mutasavvıflardır. Mutasavvıflar dinin özellikle gönül boyutunu ele alan, ahlakî yüceliği hedefleyen, insanın kalbini kirleten davranışlardan uzak kalmasının yollarını gösteren rehber şahsiyetlerdir. Kaygının yollarını kapatan, saygının yollarını açan, nefretin önünü kesen, mahabbetin önünü açan mutasavvıfların felsefesine, öyle görünüyor ki dünya var oldukça ihtiyaç duyulacaktır. Çünkü insanoğlunun ruhunu maddî şeylerin tatmin etmesi mümkün değildir. Çünkü gönül eğitimini gerçekleştiremeyen toplumlar günden güne perişanlığa kayacak, canavarlaşmaya sürüklenecek, vahşetle tanışacaktır. Gönül sultanları bu “çöküş”ün reçetesini asırlar öncesinden yazıp bütün insanlara göndermişlerdir.
Gelin tanış olalım
İşin kolay tutalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz
Unutmayalım ki bu davetiyenin gereğini yapamadığımız müddetçe çocukları öldüren silah sanayi büyümeye ve yaşlıları öldüren roketler şahlanmaya devam edecektir.
Bu yazıda son yedi asır içinde bu güzel şehirde yaşayan yüzlerce gönül sultanından küçük bir “demet” sunulmaktadır. Şüphesiz tanıtılması gereken kişilerin adedi için kırk değil bin kırk bile yeterli olmayabilir. Öyleyse kırk kişi hangi kriterlere göre tesbit edildi?
1. Herkesin bildiği, tanıdığı şahsiyetler alınmıştır: Emir Sultan, Üftâde, Eşrefoğlu Rûmî gibi.
2. Tasavvuf tarihinin ana tarikatları vardır. Kadiriye, Nakşibendiye, Halvetiye, Mevleviye, Bektaşiye… Birer kişi de olsa bu tarikatlara mensub bir gönül adamı alınmıştır.
3. Bursa asırladır gönlünü Türkistan’a, Dağıstan’a, Balkanlara, hatta Afrika’ya açan şefkatli bir anne gibidir. Dolayısıyla bu coğrafyaları da temsil eden dervişlerin bulunmasına dikkat edilmiştir: Abdülkadir el-Cezairî, Atinalı Ali Rıza Efendi, Ahmed Hüsameddin Dağıstanî gibi.
4. Bursa kültürü ile ilgili kalıcı kaynak eser verenlere bir öncelik verilmiştir. Bunların sonuncusu da Sadedin Nüzhet Ergun’dur.
5. Üftâde gibi meşhur olan ve hayatı hakkında yeterli bilgi bulunan dervişler olduğu gibi, Abdal Murad, Abdal Musa gibi meşhur olmakla birlikte haklarında yeterli bilgi bulunmayan gönül adamları da “kırklara karışmış”tır.
1. Abdal Murad (öl. Bursa, XIV. Yüzyıl)
2. Abdal Musa (öl. Bursa, XIV. Yüzyıl)
3. Abdullah Bosnevî (öl. Konya, 1054/1644)
4. Abdullah Münzevî (öl. Bursa, 1210/1795)
5. Abdülkadir Cezairî (öl. Şam, 1883)
6. Abdüllatîf-i Kudsî (öl. Bursa, 856/1452)
7. Ahmed Baba (öl. Bursa, 1261/1845)
8. Ahmed Cunûnî Dede (öl. Bursa, 1030/1620)
9. Ahmed Hüsameddin Dağıstanî (öl. İstanbul, 1925)
10. Ahmed İlâhî (öl. Bursa, XV. Yüzyıl)
11. Ahmed Şemsüddin Bayramî (Akbıyık Sultan) (öl. Bursa XV. Yüzyıl)
12. Ahmed Şerif Sunûsî (öl. Medine, 1933)
13. Ahmed Ziyaeddin Efendi (öl. Bursa, 1198/1784)
14. Ali Mağribî (öl. Beyrut, 917/1511)
15. Atinalı Ali Rıza Efendi (öl. Bursa, 1280/1863)
16. Aziz Mahmud Hüdâyî (öl. İstanbul, 1038/1628)
17. Bahri Baba (öl. 960/1553)
18. Bursalı Mehmed Tâhir (öl. İstanbul 1925)
19. Davud-ı Kayserî (öl. İznik 751/1350)
20. Dede Ömer Sikkinî (öl. Göynük, 880/1475)
21. Emir Sultan (öl. Bursa, 833/1430)
22. Eşrefoğlu Rûmî (öl. İznik, 874/1469)
23. Gazzizâde Abdüllatîf Efendi (öl. Bursa, 1247/1832)
24. Geyikli Baba (öl. Bursa, XV. Yüzyıl)
25. Hüsameddin Bursevî (öl. Bursa, 1042/1632)
26. İsmail Hakkı Bursevî (öl. Bursa 1137/1725)
27. Lamiî Çelebi (öl. Bursa, 938/1531)
28. Mehmed Emin Kerkükî (öl. Bursa, 1228/1813)
29. Mehmed Şemseddin Mevlevî (öl. Bursa, 1931)
30. Mehmed Şemseddin Ulusoy (öl. İstanbul, 1936)
31. Niyazî-i Mısrî (öl. Limni, 1105/1694)
32. Osman Necmuddin Efendi (öl. Bursa, 1326/1908)
33. Sadettin Nüzhet Ergun (öl. İstanbul 1946)
34. Safiyyüddin Eşrefî (öl. Bursa, 1290/1873)
35. Süleyman Bey Baba (öl. Bursa, 1313/1895)
36. Süleyman Çelebi (öl. Bursa, 824/1422)
37. Şemlelizâde Ahmed Efendi (öl. Bursa, 1089/1678)
38. Şevkî Efendi (öl. Bursa, 1275/1858)
39. Şeyh Vefa (öl. İstanbul, 896/1491)
40. Üftâde (öl. Bursa, 988/1580)











